Çarşamba, Mayıs 17, 2006

kalk gidelim

Başlangıçlarım gitgide zorlaşıyor.. Umudum elimde kum..
‘’Tekrardan mı başladık?’’soruyor içimde. Cevap yok. Aslında cevap isteyen de..
Çok hırpalanmaktan yorulmuş, arsızlaşmış gibi kalbim, artık küçük şeylerle aldırmadığı
gibi; küçük hediyelerle de yetinmiyor..
Ben; benden habersiz değişiyorum. Daha çok hissediyorum artık, isteyebileceğimi..
Birbirine çok yakın iki-üç notalık melodiler fısıldıyor kulağıma.. seviniyorum..
Issız bir suda küçük yuvarlak gel-gitler oluşturarak ilerliyor içimde. Onu izliyorum.
Durdurmuyorum. her adımında gıdıklanır gibi, ama nasıl desem hem de hoşnut bir duygu
içinde buluyorum kendimi.
Hiç duraklamadan, parçalara ayırmaya başlıyor.. acımı deşiyor. Uzun soluklu arıyor
içimde beni.
Nasıl hissediyorum bilmiyorum? resimlerden tanıyorum hayatı sanki. o içimde. ben hiçbir
şey hatırlayamıyorum... arada bir üstüne basılan yapraklardan çıkan sesler gibilerini
duyumsuyorum. kısa süreli.
Bildiğim; hep soru sormam, cevaplarını bildiğim sorular, ama hiç cevaplayamadığım
sorular. yanıyor bir yerler.sanırım yaklaşıyor.
Ellerimde; telefon kabloları, kokulu mumlar, mor kalemim, bir iki kitap..
O içimdekine yaklaşırken ben de toparlanıyorum.sulanmış kan damlaları görüyorum
etrafta. pıhtılaşmış yaralarıma karışıyor. ve bunu engelleyemiyorum.
Benden bir şeyleri alıp götürmekte.. benim durgun sulu kanımda bir hızlı, bir yavaş yüzüp
gidiyor.. içimi alıp götürüyor.. tam durum yani bu.. hiçbir dur, sus, yapma yok.
Ben başlamak için atacağım adımı bilmem kaç zaman düşünürken; o hiç yadırganmadan beni
benden alıyor.. bazen bir kelime, bazen cümleler, bazen eylemler, bazen sevgilerle..
İşte artık bunla yetinemiyorum.. muhtemelen bunu bile bilmiyor.

Rengarenk uçan balonlar yolluyorum havaya; dilekler eşliğinde..
Hiçbiri tekabül etmiyor ona.